SÜT SIĞIRI İŞLETMELERİNDE SÜT BİLEŞENLERİNİN BESLENME BAKIMINDAN İNCELENMESİ - Prof.Dr.H.Melih YAVUZ
Süt Yağı ve Proteini
Süt sığırcılığında sağlanan gelişmelere paralel olarak süt veriminde görülen kayda değer artış sonucu yüksek verimli sürülerde görülen beslenmeye bağlı metabolik hastalıklarda ve döl verimi kayıplarında önemli oranda artış meydana gelmiştir. Dolayısı ile beslenme konusu sürüde verimi ve karlılığı etkileyen en önemli faktörlerden biri olmuştur. Buna bağlı olarak ta beslenmenin doğru yapılıp yapılmadığını tespit etmek için birçok yola başvurulmaktadır. Belirli zaman aralıkları ile süt bileşenlerinin incelenmesi de bu yollardan sadece biridir.
İneklerde beslenme bakımından kontroller yapabilmek için süt protein (P) ve yağ (Y) oranını incelemek gerekir. En uygun Y/P oranının 1.2-1.4 aralığında olması gerektiği belirtilmektedir.
Daha düşük oranlar subklinik rumen asidozu olasılığını düşündürmektedir. Bu durum döl verimi ve mineral metabolizması bozukluklarına yol açabilecektir. Aynı zamanda subklinik asidozun sonucu olan ayak hastalıkları , yemlerin yetersiz değerlendirilmesi ve diğer ilgili bozukluklarda görülebilecektir. Eğer Y/P oranı 1.4’ ten daha yüksek ise de enerji yetersizliği ve subklinik ketozis olgusu akla gelmelidir. Bu bulguyu keton cisimciklerinin aranması kesinleştirir. Bazı araştırmacılar bu Y/P aralığının 1.1-1.4 değerleri ile daha doğru sonuçlar verebileceğini de ileri sürmektedirler.
Subklinik durumlarda metabolik hastalıkların süt kalitesini de bozabileceği göz önünde bulundurmalıdır. Yoğun subklinik sorunlar yaşanan çiftliklerden alınan sütün süt ürünlerinin kalitesine olumsuz yansıyacağını bilmek gerekir. Subklinik ketozis durumunda fazla miktarda keton cisimcikleri içeren süt acımsı bir tat verir ve ısı işlemi ile çabuk yanık hal alır. Aynı zamanda subklinik asidozda süt kuru madde ve yağ oranı da bazı ürünler için yeterli olmayabilir.
Sürüden süt örnekleri alınırken bireysel örnekler alınması ve o hayvana ait günlük sütü temsil etmesi gerekir. Bütün sürüye ait sütün toplandığı toplama tankından alınan örnek yukarıda anlatılan değerler bakımından fikir vermez. Tutulan genel kayıtlar kaba bir fikir verir ve sürü sağlığı hakkında pek fikir vermez. Sürüde gruplardan düzenli yapılan örneklemelerden elde edilen bireysel verim ve süt bileşimi kayıtları sürünün beslenme durumu, rasyondaki nişasta ve lif oranlarının sağlıklı olup olmadığı ve enerji ile protein oran ve miktarlarının uygun olup olmadığı konusunda fikir verir. Daha önceki bölümlerde anlatılanlardan da anlaşılabileceği gibi özellikle doğum sonrası dönemdeki hayvanlarda ketozis ve yüksek konsantre yem tüketimine bağlı olarak asidozis riski yüksek olduğu için özellikle bu grupların sıkı takibinde yarar vardır.
Süt Üre Azotu Analizi
Süt üre azotu (SÜA) analizi beslenme ile ilgili bazı potansiyel tehlikeleri saptamak için önemli işaretler verebilir. Özellikle yüksek SÜA rasyonda aşırı ham protein ve yetersiz kolay eriyebilir karbonhidrat olduğunun bir göstergesidir. Selüloz yapısında olmayan karbonhidratlar genellikle nişasta ve diğer şekerlerden oluşurlar. Eğer rasyonda yeterince tahıl tanesi yoksa ya da tahıllar uygun metotlarla işlenmediyse kolay eriyebilir karbonhidratlar yetersiz gelebilir. Bir süre SÜA’nu ölçerek rasyonda ince ayarlamalar yapmak aşağıdaki konularda avantaj sağlar :
• Öncelikle gereksinimlerin doğru karşılanması,
• Yem maliyetinin azaltılması,
• Döl verimi performansında yükselme,
• Süt protein oranında artış
• Çevredeki azot kirliliğini azaltmak.
SÜA testlerini ekonomik ve etkin olarak yapmak ve kullanmak aşağıdaki noktalara dikkat edilerek gerçekleştirilebilir.
1.SÜA bakımından sürüde bir referans aralığı oluşturmak gerekir. Daha küçük sürüler için bütün inekler test edilebilir. Büyük sürülerde ise bütün hayvanların ya da her gruptaki hayvan miktarının % 10 undan örnek alınarak SÜA’na bakılabilir. Süt tankından örnek almaktansa bireysel analiz yapılması daha doğrudur.
2.SÜA tayini için süt örneklerinin alınması gereken zaman ve alınma şekli önemlidir. SÜA analizi için örnekler normal sağım zamanlarında alınmalıdır. Bu zamanda alınan örnekler eğer günde iki sağım yapılıyorsa son 12 saatlik , eğer üç sağım yapılıyorsa son 8 saatlik kan üre azotu düzeyinin yansımasıdır. Bu nedenle normal sağım zamanında süt örekleri almak yaralı olacaktır. Bu zamanlama kan üre azotu için kan örnekleri alma zamanı ile karıştırılmamalıdır. Kan üre azotuna bakmak için hayvanlar yem yedikten sonraki 2-4 saat içerisinde kan örnekleri alınmalıdır. Kan üre azotu ile SÜA’ değerlerini karşılaştırabilmek için kan örnekleri yemlemeden sonra aynı zamanda alınmalıdır.
Birçok araştırmacı artık süt ve kan üre azotu değerlerinin eğer doğru zamanda ve doğru biçimde alınan numunelerden ölçüldükleri taktirde benzer sonuçlara işaret edeceğini birbirini doğrulayacağını ileri sürmektedir. Ürenin kandan meme dokularına ve meme dokularından da kana rahatlıkla geçebileceği bildirilmektedir. Böylece kan ve süt üresi kolaylıkla dengelenecektir. Bu durum kan ve süt üre azotu değerlerinin çok benzer olmasıyla sonuçlanmaktadır. Tabi ki sürüde stres oluşturmamak için kan örnekleri yerine süt örnekleri alınmamasının çok daha uygun ve kolay olduğu dikkate alınmalıdır.
Sürüde güvenilir bir referans aralığını kurabilmek için sürüde ve gruplarda süt üre azotu testlerinin 2-3 ay boyunca yapılması gerekir. Yüksek verimli inekler genellikle daha düşük verimli olanlara ve geç laktasyondaki hayvanlara göre daha yüksek oranda SÜA değerleri verirler. Bir sürü ya da grupta referans aralığı oluşturulduğu zaman testler her 3 ayda bir tekrarlanmalıdır. Tabi büyük sürülerde sürü ya da gruptaki hayvanların en az % 10-15 inden örnek alınması gerektiği unutulmamalıdır.
3. Rutin kontroller dışında da SÜA testleri yapmak gerekebilir. Her ne kadar beslenme sağlığını takip edebilmek için her 3 ayda bir SÜA testleri yapılması gerekse de aşağıdaki durumlarda da testlerin tekrarlanması gerekir:
• Rasyonda büyük değişikliler yapıldığı zaman. Rasyonda önemli oranda besin maddeleri konsantrasyonu değişiklikleri yapıldığında ya da rasyondaki yem maddelerinde değişiklik yapıldığında SÜA testleri tekrarlanmalıdır. Örneğin ham protein oranı %17’den %18’e çıkarılmışsa veya tahıla dayalı rasyonda enerji kaynağı olarak yağlar ya da yan ürünler kullanımına gidiliyorsa.
• Hayvanlar çayır ya da meraya çıkarılmışsa. Bu durumda rasyondaki tahıl miktarı aşırı SÜA düzeyinden kaçınmak için yeniden düzenlenmelidir.
• Yeni bir kaba yem kullanımına başlanmışsa. Bu özellikle yonca gibi yüksek proteinli bitkilerin silajı kullanılmaya başlanacaksa düşünülmelidir. Bu silajlar hem yüksek oranda hem de rumende çok kolay eriyebilir protein içeriğine sahiptir.
• Fiziksel şekil ve nem oranı değişmişse. Tahılların ve kaba yemlerin parçacık büyüklüklerinin azalması rumende kullanımlarını etkiler. Aşırı inceltilmiş ya da sulu yemler SÜA değerinin artmasına yol açabilir. Buna kuru ezme tahıllardan yüksek nemli tahıllara geçildiğinde görülür. Türkiye’de yaş mısır kullanımı pek olmadığından daha çok tahılların çok ince öğütüldüğü durumlar ve rasyonda etkin NDF’ nin yetersiz olduğu zamanlar dikkate alınmalıdır.
• Değişik anormallikler başladıysa. Eğer gebe kalma oranında bir azalma varsa, süt proteini oranı düştüyse ve dışkı kıvamında değişiklikler varsa SÜA testi yapılmalıdır. Sürüde SÜA düzeyi 18 -19 mg/dl den daha yüksek ise gebe kalma oranında % 15 -20 oranında azalma meydana gelir. Eğer dışkı şekilsiz görünümde, sulu kıvamda ve ahırda yoğun bir amonyak kokusu varsa rasyonda protein miktarı ya da kalitesi ile karbonhidrat beslenmesi bakımından sorun vardır ve SÜA testine gidilmelidir. Aşırı protein, kolay eriyebilen nitelikte protein fazlalığı ya da yetersiz kolay eriyebilir karbonhidrat bakımından rasyon gözden geçirilmelidir. Rasyonda gereksinimden çok fazla protein olması idrarla üre olarak fazla azotu atmak üzere ineği enerji stresine sokar. Bu ekstra enerji ihtiyacı laktasyonun erken dönemindeki ineklerde görülen negatif enerji dengesini % 10 -20 oranında daha artırır. Yapılacak SÜA testleri problemlerin yemleme ile ilgili olan kısmına yönelmeyi kolaylaştıracaktır.
4. SÜA değerleri iyi yorumlanmalıdır. Yapılan araştırmalar sonucunda Cornell ve Illinois üniversiteleri tarafından SÜA ile ilgi aşağıdaki değerler referans olarak gösterilmektedir.
• SÜA sürü ortalaması 12 -18 mg/dl olmalıdır.
• Bireysel SÜA değerleri 08-25 mg/dl arasında değişebilir.
Bir sürüdeki bireysel ölçümlerde elde edilen ortalama değerin standart sapması 4 mg/dl. Olmalıdır. Bu bireysel ölçümlerde de bir ineğin değişik zamanlarda elde edilen değerlerinin de ortalamasının standart sapması 4 mg/dl olmalıdır.
SÜA değerlerini yorumlarken önce rasyon değişikliği yapmaya gerek olup olmadığına karar vermek için önce sürü ortalamasına bakmak gerekir. Bundan sonra eğer varsa bireysel problemlere odaklanmak gerekir. Eğer SÜA değeri bireysel olarak yüksek bulunmuşsa süt örneğinin somatik hücre sayısı bakımından yüksek olup olmadığı incelenmelidir. Yüksek somatik hücre sayısı ve süt bileşenlerindeki aşırı değişikliler SÜA değerleri bakımından güvenilmeyen sonuçlara yol açar. Zaten SÜA testi diğer testlerle aynı numuneden yapılıyorsa bunu anlamak kolay olacaktır. Bu durumda bir ay sonra testi tekrarlamak yerinde olacaktır.
Yüksek SÜA değeri (16 -18 mg/dl den yüksek) şunları gösterir:
• Ham protein aşırı yüksek olabilir,
• Rumende fermente olabilen kolay eriyebilir karbonhidratlar yersiz olabilir
• Rasyondaki protein ve kolay eriyebilir karbonhidrat miktarları iyi kombine edilememiş olabilir.
Düşük SÜA değeri (12 mg/dl den düşük) şunları gösterir :
• Rasyonda protein oranı gereğinden düşüktür.
• Rasyondaki protein ve kolay eriyebilir karbonhidrat miktarları iyi kombine edilememiş olabilir.
• Rumende yüksek hızla fermente olan kolay eriyebilir karbonhidrat fazla olabilir.
Düşük ham protein miktarını düzeltmek kolaydır ve genellikle rumende eriyen protein miktarı artırılarak sorun halledilebilir. Düşük SÜA genellikle süt verimi ve süt proteini üretimindeki azalmayla birlikte seyreder. Tablo 1’de SÜA değerlerini normal sınırlar içerisinde tutarak süt verimi ve katı madde miktarını artırmak için gerekli olan ve besleme yönetimi ile ilgili yapılması gereken ince ayarlamaları göstermektedir.
|
Tablo 1. Süt kuru maddesi üretiminde değişiklik yapan besleme faktörleri |
||
|
Besleme faktörleri |
Süt yağı oranı |
Süt proteini oranı |
|
Maksimum yem tüketimi |
Artış |
Artış 0.2- 0.3 birim |
|
Konsantre yemi daha sık öğünlere bölerek yedirmek |
Artış 0.2- 0.3 birim |
Hafif artış |
|
Yetersiz enerji |
Çok az etki |
Artış 0.1- 0.4 birim |
|
1Yüksek selüloz dışındaki karbonhidratlar (>45%) |
Azalma, 1% ya da daha çok |
Artış 0.1- 0.2 birim |
|
Normal selüloz olmayan karbonhidrat (25-40%) |
Artış |
Normal düzeyde devam eder |
|
Aşırı yüksek selüloz |
Belirgin artış |
Azalma 0.1 - 0.4 birim |
|
Düşük seluloz2 (<26% NDF) |
Azalma, 1% ya da daha fazla |
Artış 0.2 - 0.3 birim |
|
İnce doğrama |
Azalma, 1% ya da daha fazla |
Artış 0.2 - 0.3 birim |
|
Yüksek ham protein |
Etkilemez |
Önceki rasyon proteince eksikse süt proteininde artış olur |
|
Düşük ham protein |
Etkilemez |
Gereksinimlerden az ise süt proteini de düşer |
|
By-pass protein (33 to 40% of HP) |
Etkilemez |
Önceki rasyon proteince eksikse süt proteininde artış olur |
|
Yağ katkısı (>7 to 8%) |
Değişir |
Azalma 0.1- 0.2 birim |
1Rasyonda selüloz dışındaki karbonhidratların yüksek olması, selüloz oranının düşük olması, ve kaba yemlerin parçacık uzunluğunun küçük olması gibi etkenlerin tümü süt protein oranının biraz artmasına ama süt yağ oranının ciddi şekilde düşmesine neden olur. Bu süt kuru maddesini artırmanın için arzu edilen bir yolu değildir. Bu tür beslemelerde asidozis, laminitis ve yem tüketiminde azalmalar ortaya çıkar. İnek sağlıklı değildir.3 Toplam yem karmasındaki parçacıkların %25’inden daha az kısmı 5 cm’den daha küçük kıyılmışsa yetersiz parçacık uzunluğuna işarettir.
Yapılan çalışmalar göstermiştir ki düzenli SÜA testlerini takip etmek hem yem maliyeti hem de döl verimi ile ilgili getirdiği faydalar sayesinde çiftliklere ekonomi sağlamaktadır.